2 Haziran 2014 Pazartesi

Yaşlılığıma Mektuplar


Hatırlatma 1:
Yaşlanmak bir tür bilgeliktir inanışı çok yanlıştır.Okumak, gezmek, gezerken yaşamak, yaşarken öğrenmek, tecrübe etmek, tecrübe ettiğinden doğru anlamlar çıkarmak, çıkardığın anlamları doğru anlara yerleştirmek ve bunları hatırlamak bir tür bilgeliktir. Sevmek doğruları ve yanlışları, bir tür bilgeliktir. En önemlisi de bildiğini değil de bilmediğini bilmek ve herkesin kendi doğrularını yapılandırmasına izin vermektir.
Yani sen! Artık yaşlandın diye  herkesin tepesinden inmezsen dön de bak 33 yaşına, neymiş en doğrusu, söylenenler hiç umurumda olmadı ta ki kendim tecrübe edene dek... Ne zaman ki tam da bulunduğum yerde  "hay Allah biri bunu bana söylemişti sanırım " dedim; öğrendim.
Bu yüzden sen sus... Bırak zaman üstüne düşeni yapsın.

Hatırlatma 2:
Unutkanlık mı başladı sen de ne? Ben ile başlayan cümleler senin en sinir olduklarındı. Kurşun misali yüreğine inerdi hatırlamıyor musun? Konu "sen"'değilsin !! Ah o geçmiş zamanlar ... Onları soran yok kardeşim. Olmuş 30 sene .. 30*12 yok çarpma en iyisi kaç ay kaç hafta kaç saat geçmiş .. Hiçbir benzerlik yok kardeşim, olan olmuş biten bitmiş. Senin yaşadığınla, onun yaşadığı bir mi? Karşındaki sen mi yahu, baksana hiç benzemiyorsunuz... Sen de binlerce kırışıklık, yüzünde sürüsüyle senelerin izi var... O'na ne senle başlayan cümlelerden, hikayelerden... Sana ölü balık gibi bakan gözlere r bakıver, dinlemiyor bile . Bence sen "ben"i bırak karşındakini dinle

Hatırlatma 3:
Herkes kendi hayatını yaşasın, izin ver
Cevabım evet, beraberlik güzeldir, anılar çoğalırken hoştur;aileler kalabalık güzeldir; fakat özlemekte güzeldir; özlenmekte...

En büyük aşklar özlemle kavrulur misali bırak insanlarda seni özlesin. Sana sadece sen istiyorsun diye değil, seni özledikleri için koşa koşa gelsinler. Boğma kardeşim insanları bırak... Hem bırak unutma bu hayat senin hayatın tadını çıkar, gez, toz, eğlen.
Yaşamak demek, öğrenmeye yeniden başlamak demektir.

#devamı geliyor benden 4 madde daha çıktı sizden neler gelecek??  ☺️

21 Nisan 2014 Pazartesi

Anne olmak

Hayattan çok şey öğrendim, ne okuduğum kitaplar ne gezdiğim yerler, hayat verdi öğrendiklerimi bana...görüp görebileceğim herşeyi gördüğümü sanırdım, bildiklerimin hayatı tanımlamama yettiğini sanırdım ta ki anne olana kadar. O yüzden sil baştan söylüyorum ne öğrendiysem anne olduktan sonra öğrendim! Günü 7/24  yaşamayı, kalbini  dolduran aşkın yerine başka aşk sığdıramayacağını, bir kalbin başka bir bedende daha atabileceğini, sonsuz bir sevgiye sahip olduğunu ve dünyada affedebilmek diye bir olgu olduğunu! :) anlatamayacağım ve tanımlayamayacağım bir sürü hisse sahip olduğumu ve nicelerini ...  Öyle ki anne olmanın bir başka canın  her santimetrekaresini şekillendireceğini...
Ve bugün anne olmak bana birşey daha  öğretti; verilmiş en kötü kararların dahi , bir arkadaşımında söylediği gibi, kararsız olmaktan daha iyi olduğunu! Çünkü bu başka bir hayatın biçimlendirilmesini değil , yol almasının kolaylaşmasına sebep olmak demekti...
Çünkü anne olmak demek örnek  olmak demekti, anne olmak demek sevmek demekti
Anne olmak demek bir dünya hayatı yaşamış gibi hissetmek ve tüm güzel hislerini paylaşabilmek demekti...


Canım annem, iyi ki varsın ...
Anne olan tüm dostlar, iyi ki varsınız
Hepinizin anneler gününü kutlarım :)

2 Nisan 2014 Çarşamba

Yıkık duvar

Kaç aşk geçti gözlerinden bilmiyorum, kaç duvar yıktın kaç yıl bıraktın ardında? Seni tanıdığımda gözlerinde çok yaşanmışlık vardı, seni bildiğimde ise çok acı. Tüm o vurdumduymaz görüntüne rağmen sen aslında kapkaranlıktın... Ne  acı çocuk olmak güzeldir diye başlayan tüm söylemlerim sende son buluyordu, büyük bir yalan ve büyük bir boşlukla...sen farklıydın çok yaşamış çok görmüştün halbuki daha onbeş yaşında bile değildin... Kimbilir kaç aşk vardı kalbinde anneye özlem duyan kimbilir kaç yıkılmış duvar vardı kalbinde bir sonra ki için yeniden inşa olan...

Sen çocuk, tüm çocuk olmak güzeldir söylemlerinin yalancısıydın! Çocuk olmak değildi güzel olan; çocukluğu yaşayabilmekti doğru olan

9 Mart 2014 Pazar

Oyuncu

    Okumanın çok okumanın şöyle bir etkisi var üstümde, elime aldığım her kitap bir öncekinden daha eksik hissettiriyor beni; her birinde daha çok okumalıyım ve yetişmeliyim hayata diyorum. Sanki her bir cümle biraz daha tamamlıyor beni ve her bir cümle biraz daha çıkarıyor eksiğimi ortaya ...işte bu yüzden yazmak için yetersiz hissediyorum bazen kendimi...

   Ne yazık bizdeki okullarda aşılanan özgüvende bu kadar olsa gerek, halbuki insan yaptıkça hatayı ve yazdıkça yanlışı yaşamış sayılmalı...Düşündükçe aklımdan kaçan kelimeler ve yazarken yetişemediğim düşünceler gibi biraz serbest bırakmalı insan kendini. Bilgiye açlık duyan beyni doyurmaya çalışırken belki de aç bir karnı doyurur gibi azar azar almalıyız bünyemize bilgiyi. Önce hazmetmeli sonra onu özümsemeli ve ardından da onu bir güzel yaşatmalıyız.Dilimizde tadı kalmalı..
Belki de hayatı da böyle yaşamalıyız; yemek yer gibi, yazar gibi her anın tadını çıkararak acele etmeden ama hissederek ...

Ve bu kadar ara vermemeli bu kadar geçiştirmemeli ve hayatı dışardan seyretmemeliyiz.İçinde  yaşamalıyız.Hepimiz kendi hayatlarımızın oyuncularıyız ne de olsa değil mi?

11 Temmuz 2013 Perşembe

sensindir kendini bekleten

sensindir kendini bekleten

unutmaman gereken  tek sey bu, umutsuzlugun seni surukledigi noktada bilmen gereken tek sey :
kendine inanmak olmali, yollar uzun yollar karmasik gozukse bile
yanilma
sadece sen kendini bekletirsin!

15 Nisan 2013 Pazartesi

Nerede buldum seni?

Bir sabah uyandığımda yanımda buluverdim rüyamı

Ve o sabahlar hiç bitmesin istedim!

Nerede buldum seni diye duraksadım bir an...Hani umutlarım bitmişti ve öylesine, sessizce yakınlaştım sana, biraz ürkek.Her adımda daha da çekinerek....Düşünmeyi bırakıp da adım attıkça, nerede başladığımızı unuttum.Ya ben hep seninleydim ya da biz hep en baştan yaşadık her şeyi...Belki bu yüzden sen en güzeli oldun duyguların!
Daha önce yaşandı mı bilmediğim daha sonra var olur mu kestiremediğim...Nerede buldum seni?Düşündükçe yok oldu zamanlar...Zaten hep vardı dedim, bir an da bitirmek istemedim.Düşündükçe gözlerin geldi aklıma..O da bana kalsın deyip sana söylemeyeceğim gözlerindeki anlamda takılı kaldı düşüncelerim.Ve sen o an varoldun benim için...O an ve sonrasında ..Sen nerede buldun beni sevgilim?..Ben, seni herkesten önce ve herkesten sonra diye özetliyorum.Çünkü sen hep vardın benim için!!! :)



(1.10.2002)

20 Mart 2013 Çarşamba

Bİr Varmış Bir Yokmuş

Küçük bir adam varmış; hani bir varmış bir yokmuş.Kocaman olunca adını dağlara yazmak istemiş, herkes onu bilsin istemiş.Küçücük yüreğinde kocaman umutlar taşıyormuş.Hatta umutları yüreğinden taşıyormuş.Onun dünyasında her şey mükemmelmiş.Önce mükemmel oyuncakları olmuş, sonra mükemmel hayalleri, sonra mükemmel arkadaşları, daha da sonra mükemmel bir hayatı.Birgün küçük adamın büyük elleri, kocaman gözleri, upuzun bir boyu olduğundan, küçük dünyasındaki her şeyinde bir o kadar büyüdüğünü görmüş.Hiç var olmayan endişeleri olmuş bir anda, bir anda kocaman korkuları olmuş...Pembe bir dünyadan, mükemmel bir hayattan gerçekten kocaman endişe dolu bir dünyaya adım atmış...Her şey değişip de küçük adam kocaman olunca, bir de bakmış ki kocaman olan her şey küçücük olmuş.Güzel olan her şey küçücük; duymak, görmek, hatta bilmek bile istemedikleri ise kocaman olmuş...Tepe taklak olmuş dünya.O da kendini bir varmış bir yokmuş gibi yaşamaya başlamış, taaa ki kocaman yüreğini tekrardan fark edene kadar...Sonra kocaman yüreğine söz vermiş, kocaman yüreğindeki güzellikleri kaybetmeyeceğine, onlar için yaşayacağına dair....

Unutma ...küçük prensler hiç ölmezler! ;)